AnılarÇaresizlik HikayeleriHikayeler

Hala Nefes Alıyorum Ama Niye

Bir okuyucumuzdan gelen hayat hikayesi bu hikayeyi okurken yaşayacaksınız

bir sabah uyandım ki vücudumda hiçbir his yok bacaklarım taş gibi hareketsiz kollarım bile kalkmıyor sadece başımı hafifçe çevirebiliyorum gözlerimle etrafı tarıyorum karım mutfakta kahvaltı hazırlıyor oğlum salonda telefonla oynuyor ikisi de benim olduğumu fark etmiyorlar bile

doktorlar felç dediler kalıcı büyük ihtimalle dediler yıllar geçti o günden beri yatağa bağımlıyım bez değiştiriyorlar altımı temizliyorlar ama bunu yaparken yüzlerinde zerre şefkat yok küfürler fısıltılar kapı arkasında kahkahalar bazen hemşire çağırıyorlar ucuz birini bulduklarında o da suratını buruşturuyor kokudan şikayet ediyor sonra karıma anlatıyor gülüyorlar birlikte

karım artık eve misafir getiriyor arkadaşlarını komşularını bazen akrabalarını oturuyorlar salonda çay içiyorlar sohbet ediyorlar ben odadan dinliyorum hepsini biri soruyor kocan nasıl diye karım omuz silkiyor aynı işte yatıyor kalkmıyor diyor sonra konu değişiyor gülüyorlar başka şeylerden bahsediyorlar sanki ben orada yokmuşum gibi

oğlum lise bitti üniversiteyi kazandı ama parayı ben biriktirmiştim ya yıllarca gece gündüz dükkanda didinip biriktirdiğim o parayı hepsini onlar harcadı evi arabaları arsaları hepsini sattılar üstüne üstlük bir de kredi çektiler benim adıma o kredileri de benim eski birikimimle kapattılar tabii ki bana sormadan hiç danışmadan oğlum bir keresinde yanıma geldi elinde yeni telefon gösterdi aldı bunu dedi senin paranla aldım ama helal olsun sana çalışıp kazandın diye güldü sonra çıktı gitti

bazen karım yanıma gelip keşke ölsen de şu yükten kurtulsak diye iç çekiyor oğlum daha beteri baba niye hala ölmedin ki diyor gülerek söylüyor bunu arkadaşlarına anlatıyor babam felç oldu ama hala inatla yaşıyor diye dalga geçiyor telefonda yüksek sesle konuşuyor duyuyorum her şeyi

benim biriktirdiğim parayla aldıkları yazlıkta tatil yapıyorlar ben burada çürürken onlar sahilde yürüyor havuz başında yemek yiyor fotoğraf çekip atıyorlar sosyal medyaya ben göremiyorum ama hemşire bazen anlatıyor vay be ne güzel yer diyor sonra bana bakıp senin sayende onlar geziyor ama sen buradasın diyor bazen acıyormuş gibi yapıyor ama gözleri soğuk

yıllar geçti saçlarım beyazladı tenim inceldi kemiklerim çıktı ortaya hala nefes alıyorum hala kalp atıyor ama niye atıyor anlamıyorum artık bazen rüyalar görüyorum eskiden koştuğumu dükkana gittiğimi ter döktüğümü ailesiyle akşamları sofrada oturduğumuzu sanıyordum ama uyanıyorum yine aynı yatak aynı tavan aynı ağır hava

dün gece karım yanıma geldi elinde bir kâse yoğurt içir dedi zorla kaşığı ağzıma soktu yarısı yatağa döküldü sinirlendi yine mi döktün ulan niye duruyorsun ki dedi sonra çıktı gitti kapıyı çarptı ses uzun uzun yankılandı evde

ben de öylece yatıyorum tavana bakıyorum içimde biriken öfke kırgınlık acizlik hepsi bir arada ama hiçbirini dışarı vuramıyorum sadece gözlerimle ağlıyorum o da kimsenin görmediği bir ağlayış gözyaşlarım yastığa akıyor yastık ıslanıyor kimse fark etmiyor kimse silmiyor kimse umursamıyor

günler aylar yıllar birbirine karışıyor artık takvim yapraklarını saymıyorum mevsimleri pencereden sızan ışıkla anlıyorum kışın soğuk yazın sıcak ama hepsi aynı benim için aynı yatak aynı duvarlar aynı sessizlik

bir gün kapı çalındı alışık olmadığım bir ses uzun uzun ısrarla çalındı karım gitti açtı dışarıdan bir kadın sesi duyuldu ben geldim teyze dedi sonra ayak sesleri yaklaştı odama girdi genç bir kızdı belki yirmili yaşlarında elinde bir poşet vardı gözleri doluydu bana baktı uzun uzun baktı sonra yatağın kenarına oturdu elimi tuttu tutamıyordu ama tutmaya çalıştı

seni hatırlıyorum amca dedi çocukken dükkana geldiğimde bana şeker verirdin gülümserdin hep dedi sesi titriyordu ben öylece bakıyordum anlamaya çalışıyordum kimdi bu kız nereden çıkmıştı birden

sonra anlattı komşunun kızıymış yıllar önce taşınmışlar başka şehre ama annesi anlatırmış benim hikayemi felç olduğumu nasıl yalnız bırakıldığımı duyunca dayanamamış gelmiş buraya

karım kapıda duruyordu sinirliydi ne istiyorsun dedi kız dönüp baktı ona ben sadece amcayı görmeye geldim dedi sonra çantasından bir defter çıkardı bana gösterdi sayfalar doluydu yazıydı şiirler dualar resimler hepsi benim için yapılmış gibiydi senin için dua ediyorum her gün dedi belki bir gün kalkarsın belki bir gün konuşursun belki bir gün affedersin onları dedi

benim gözlerimden yaş aktı durdu bu sefer kimse silmedi ama kız silmeye çalıştı eliyle nazikçe sonra kalktı gitti söz verdi yine gelecek dedi

o günden sonra her şey aynı kaldı mı bilmiyorum belki karım biraz daha az sinirlendi belki oğlum biraz daha az güldü belki de sadece benim içimde bir şey değişti küçük bir ışık gibi belirsiz bir umut gibi ne olacağını bilmiyorum belki yarın yine aynı eziyet belki öbür gün aynı yalnızlık belki de hiç değişmeyecek hiçbir şey

ama o kızın geldiği gün bir şey oldu içimde bir yer kıpırdadı sanki yıllardır donmuş bir şey erimeye başladı belki erimeyecek belki yine donacak ama o an bir anlığına nefes aldım gerçekten nefes aldım

ve hala yatıyorum hala bakıyorum tavana hala bekliyorum neyi beklediğimi tam bilmeden belki ölümü belki kurtuluşu belki sadece birinin daha gelip elimi tutmasını belki de hiçbir şeyi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir