Hikayeler

Zekiye’nin Hikayesi

I. Hayatın En Güzel Noktasında Gelen Kara Haber

Sonbaharın bereketli elma toplama sezonuydu. Köyde yaşayan Zekiye ve kocası Ekrem, tarlada elma toplarken, Zekiye yüksek bir daldan kaydı ve yere düştü. Olayın hemen ardından apar topar hastaneye kaldırıldı. Doktor, Zekiye’nin yirmi yaşındaki dünyasını yıkan o haberi verdi: “Artık yürüyemeyeceksin.” Zekiye şaşkınlık ve acı içinde, “Lütfen doğruyu söyleyin,” diye yalvardı. Doktor ise kesin konuştu: “Doğruyu söylüyorum.”

Yıllar geçti. Zekiye, tekerlekli sandalyesine mahkûmdu. Yoldan geçen insanları candan izler, ardından hüzünle ağlamaya başlardı; bu durum, eski Zekiye için alışılmış değildi.

II. Zorlu Aşk, Kararlı Yürek

Zekiye’nin elma ağacından düşmesinin üzerinden üç yıl geçmişti.

Zekiye’nin bu zorlu durumu, kocası Ekrem üzerinde büyük bir baskı yaratmıştı. Bir gün, Ekrem, Zekiye’nin yanına geldi ve zoraki bir konuşma başlattı. Ekrem, başka bir kadına aşık olduğunu itiraf etti ve Zekiye’den izin istedi:

“Alacağım o bayan, hem sana bakar hem bana… Bu şekilde kimseye fayda yok. O yüzden evlenmem gerek.”

Zekiye’nin kalbi paramparça olsa da, kocasını hala çok seviyordu. Engelli haliyle bile, kocasını bir başkasıyla paylaşmayı aklına sığdıramadı. Gözleri yaşla doluydu, ama sesi kararlıydı:

“İznimi asla vermem.”

Ekrem’in bu isteği ve Zekiye’nin kesin reddi, aralarındaki ilişkinin temelini sarsan, uzun yıllar sürecek bir yaranın başlangıcı oldu. Zekiye, bu durumdayken kocasının başkasıyla olmasına asla müsaade etmedi.

III. Annelik ve Yeni Başlangıçlar

Zekiye’nin düşüşünden tam 13 sene geçmişti. Oğlu İsmail artık 15 yaşındaydı. Zekiye, tekerlekli sandalyesinde yaşadığı tüm zorluğa rağmen, oğlunu her gün güler yüzle okula gönderir, kapıda karşılardı

İsmail yirmi yaşına geldiğinde bir kıza aşık oldu, söz ve nişan yaptılar. Zekiye çok mutluydu. Tek mutsuzluğu, böyle sevinçli bir günde, ayağa kalkıp bu coşkuyu tam anlamıyla yaşayamamasıydı.

Zekiye 40 yaşına geldiğinde torunu doğdu. Ona, kucağına verdiler. Mutluluktan gözyaşlarını tutamadı. Zekiye artık bir babaanneydi; mutlu, üzgün, ne olduğu belli olmayan karmaşık bir ruh halindeydi. Tek oğlu mutluydu, ancak Zekiye, eşiyle bu zorlu yıllarda uzun süre tam bir mutluluk yaşayamamıştı.

IV. Mezarlıkta Gözyaşları

Aylar ve yıllar geçti. Zekiye yaşlandı. Hayat arkadaşı, kocası Ekrem vefat etti.

Zekiye, uzakta olan oğluna hiçbir zaman, “Beni babanın mezarına götür,” diyemedi. Yıllar geçti, tamamen yaşlandı.

Bir gün, oğlu İsmail annesinin bu sessiz arzusunu daha fazla görmezden gelemedi. Annesini tekerlekli sandalyesiyle aldı ve kocasının mezarına götürdü.

Zekiye, yıllarca bastırdığı acısı, aşkı ve kırgınlığıyla Ekrem’in kabrinin başındaydı. Gözyaşları durdurulamayacak bir şekilde akmaya başladı. Zekiye artık mezarlıkta ağlamaktadır.

Zekiye’nin bu hayatı, isimler değiştirilmiş olsa da, yaşanan tamamen gerçek bir hikayeyi anlatmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir