Eşeğin Hikayesi (At Olmak Uğruna)

Dağlık bir bölgenin yoksul bir oduncusu vardı ve o oduncunun can yoldaşı, sadık bir eşeği. Bu eşek, adeta evin sessiz bir üyesiydi; oduncunun yürütemediği hayatı sırtında taşıyordu. Sabahın ilk ışıklarından geceye kadar, kışlık odunlar için zorlu dağ yollarını tırmanır, kesilen ağır tomrukları sırtında indirir, kilometrelerce ötedeki çeşmelerden su taşır, evin tüm yükünü çekerdi. Yıllar bu fedakârlıkla geçti, eşek yıprandı ama sadakati hiç azalmadı.

Bir gün, oduncunun evine bir misafir geldi. Ağırlandı, ikramlar yapıldı ve söz dönüp dolaşıp eşeğin üzerine geldi. Misafir, eşeğin çektiği zorluğu görünce bir fikir verdi: “Ağam, bu kadar işi bu yorgun eşekle yapmaya uğraşma. Eşekle olacak iş değil. Git, kendine daha güçlü, daha hızlı bir at al.” Oduncu, aslında eşeğinden memnundu ama at fikri beyninin bir köşesine yerleşmişti.
Bu konuşmayı ahırda dinleyen eşek, söylenenleri gururuna yediremedi. Sahibinin kendisinden vazgeçme düşüncesi, onca yıllık emeği hiçe sayan bu teklif, canını yaktı. Dili yoktu ki konuşup “Beni satma!” desin. Kendi kendine kararlılıkla mırıldandı: “Görsünler! Ben bir atın taşıyacağı yükü taşırım! Kimseye benden daha güçsüz olduğumu düşündürmem.”

Ertesi gün ormana gittiklerinde, oduncu odunları yükledi ama eşek yürümedi. Sahibi onu iteledi, vurdu ama eşek inatla duruyordu. Oduncu anlam veremediği bu huysuzluğa sinirlenirken, eşek ayağıyla yerde kalan diğer odun parçalarını sahibinin önüne doğru itti. Eşeğin anlatmak istediği şuydu: “Daha yükle, ben daha fazlasını taşıyabilirim!” Oduncu, eşeğin yorgun olduğunu düşünse de, eşeğin direttiğini görünce o fazlalık odunları da sırtına vurdu. Eşek o gün, aşırı yükü zorla eve taşıdı. O akşam sahibi, gururla kendi kendine mırıldanıyordu: “At almama ne gerek var? At gibi, at gibi eşeğim var! Maşallah!“
Sahibi, eşeğin bu performansını bir kapasite artışı olarak algıladı ve bu yanlış anlama, eşeğin kaderini mühürledi. Artık her seferinde normal kestiğinden bir fazlasını kesip eşeğe yüklüyordu. Eşek, gururunu korumak için her defasında daha fazla zorlandı, bedeni yıprandı. Kayalık dağ yollarında sık sık kayıp yuvarlanıyor, devriliyordu. Eşek bu durumdan rahatsız olsa da, sahibi sadece sinirleniyordu: “Önceden taşıyordun, şimdi ne oldu ahmak eşek?“
Eşek, onca yıl süren hizmetinin ve kendini kanıtlama çabasının bedelini ağır ödedi. Zorlamalar yüzünden ağır hasar aldı. Son yükü getirdiğinde ayakları kopmuşçasına acıyordu. Ertesi sabah sahibi ahıra gittiğinde eşeği kötürüm halde buldu. Artık sadece topal değil, hareket bile edemiyordu. Sahibi, en sadık dostunun bu haline üzülmek yerine öfkelendi: “İşe yaramaz eşek! Kötürüm olacak zamanı mı buldun? Şimdi ben ne yapacağım, nasıl taşıyacağım her şeyi?” diye mırıldanıyordu.
Eşek, o an acı gerçeği anladı: Bir atın taşıyacağı yükü kendi taşıyacağına inanması ve sahibinin bu durumu görüp normalinden fazla yük yüklemesi, onun bu acı sonunu hazırlamıştı. Artık yürüyemiyordu, belki de ömür boyu sakat kalacaktı.
Oduncu, eşeğin onca yıl kendisine hizmet etmesini hiçe saydı. Onu iyileştirmekle uğraşmadı. Kötürüm eşeği sürükleye sürükleye götürüp ıssız dağlara bıraktı. Eşeğin yerini ise hemen doldurdu: Gidip yeni bir at aldı. Terk edilen eşek, o dağlarda tek başına, kimsesizlikten, açlıktan ve sahibinin vefasızlığından gelen kederle ölüp gitti.
Unutma: Siz siz olun, kimse için kaldıramayacağınız yükten fazlasını sırtlanmayın. Fedakârlıklarınız, faydanız bittiği an unutulacak ve yeriniz mutlaka doldurulacaktır.

Sadık bir eşek, sahibinin tüm ağır yüklerini (odun, su vb.) yıllarca çekti. Bir misafir, sahibine “at almasını” önerince, eşek gurur yaparak kendini kanıtlamak istedi ve “Ben atın yükünü taşırım” diye düşündü. Bu amaçla daha fazla yük istediğini belli etti. Sahibi, eşeğin kapasitesinin arttığını sanarak yükleri sürekli artırdı. Aşırı zorlanma sonucu eşek sonunda kötürüm kaldı. Sahibi, eşeğin bunca yıllık hizmetini hiçe sayarak, işe yaramaz hale gelen eşeği ıssız dağlara terk etti ve hemen gidip yerine bir at aldı. Eşek ise dağlarda yalnızlıktan ve açlıktan öldü.
Ana Ders: Kimse için kaldıramayacağınız yükü sırtlanmayın, çünkü faydanız bittiğinde yeriniz kolayca doldurulur.
