Üç Kafadar ve Kırmızı Don
bir davulcu bir zurnacı bir de sazcı vardı isimleri hasan hüseyin ve mehmet köyün en ünlü üçlüsüydü yirmi yıldır birlikte çalıyorlar birlikte geziyorlar birlikte yer içerdiler herkes onlara üç kafadar derdi düğün olmadan hafta geçirmezlerdi
bir gün telefon çaldı büyük düğün var dediler köye gelin geliyor damat beyin oğlu siz olmadan olmaz üç kafadar hazırlığa başladı davul zurna saz temizlendi en güzel kıyafetler giyildi ertesi sabah minibüse atlayıp yola çıktılar yolda şen şakrak zurna üflüyor davul vuruyor saz çalıyorlardı minibüs adeta düğün alayı gibiydi
köye vardıklarında meydan doluydu masalar kurulmuş koçlar kesilmiş her yer şenlik damat ortada horon tepiyordu ellisini geçmiş sakalları ağarmış göbeği çıkmış ama köyün en zengini ağanın oğlu
gelin arabası geldi kapı açıldı içinden genç bir kız çıktı on sekizinde bile yoktu yüzü beyaz gelinlik güzel ama gözleri kıpkırmızı ağlamaktan şişmişti başı önünde yere bakıyordu sanki zincirle çekiliyordu
üç kafadar çalmaya başladı davul zurna saz ortalığı inletiyordu herkes oynuyor alkışlıyordu ama üçünün içi rahat değildi gelin köşede oturuyordu hep mendille gözlerini siliyor derin iç çekiyordu damat yanına gitti kalk oynayalım dedi gelin kalkmadı başını salladı damat sinirlendi ama bir şey demedi gitti
mola verdiklerinde üçü birbirine baktı
hasan bu kız niye böyle ağlıyor
hüseyin belli zorla evlendiriyorlar
mehmet damat babası yaşında yazık değil mi
hasan evet ama ne yapalım çalacağız düğün bitecek
tekrar çaldılar ama gözleri gelindeydi karşı köşede yakışıklı bir delikanlı vardı yirmi yaşında siyah saçlı gözleri gelinde ayrılmıyordu bazen yumruk sıkıyor bazen mendille gözlerini siliyordu ağlıyordu belli
mehmet fısıldadı bak şu çocuk da ağlıyor galiba sevdiği
hüseyin evet töre işte
saatler geçti birden gelin başını kaldırdı delikanlıya baktı delikanlı da ona göz göze geldiler gelinin yaşları boşaldı başı döndü bayıldı yere düştü
kalabalık koştu üç kafadar müziği kesti hemen plan yaptılar hasan gelinin babasına yaklaştı usta kız bayıldı temiz hava alsın minibüsle gezdirip getirelim dedi baba tereddüt etti ama damat tamam dedi
üçü gelini koluna aldı minibüse götürdü delikanlıya göz işareti yaptılar o da arkadan bindi minibüs hareket etti köyden uzaklaştı
gelin kendine geldi ahmet sen misin dedi
ahmet evet ayşe korkma burdayım
ayşe mutluluktan ağladı
hasan hüseyin mehmet önde gülüyorlardı şehre gidelim dediler yolda müzik çaldılar bu sefer özgürlük şarkısı
şehre vardılar ayşe ile ahmete bilet aldılar en uzak yere gönderdiler sarıldılar vedalaştılar sakın dönmeyin yeni hayat kurun dediler
köye döndüklerinde yalan söylediler kız hastanede kaçtı biz engel olamadık dediler damat bağırdı ağa cemal küplere bindi suç üç kafadara kaldı
zulüm başladı ağa düğünlere çağırmadı kimse korkudan onlarla konuşmaz oldu dükkanlar mal satmaz ekmek vermez çocuklar taş atar oldu müzik susmuştu davul tozlandı zurna üflenmez saz çalınmaz oldu
bir gün ağa çağırttı yeni gelin geliyor bedava çalacaksınız dedi yoksa köyden sürerim evleri yakarım dedi üçü mecbur kabul etti
yeni düğün geldi yine zorla gelin ama üçü içleri yanarak çaldı hızlı çaldı bitsin diye kimse alkışlamadı ağa köşede gülümsüyordu
düğün bitti eve döndüklerinde hasan yeter bu zulüm bitsin dedi hüseyin nasıl mehmet kaçalım biz de köyden gidelim
gece hazırlık yaptılar davul zurna saz minibüse yüklendi eşya alındı evler açık bırakıldı gece yarısı istanbul yoluna düştüler
ağa sabah uyandı evler boş görünce adam saldı peşlerine ama üç kafadar kaybolmuştu
istanbulda çatı katına yerleştiler düğün salonlarında iş aradılar ilk düğünde çaldılar herkes oynadı burada kimse zorla evlenmiyordu içleri açıldı
komik olaylar bundan sonra başladı
büyük zengin düğünde hasan davula vurdu sopa kırıldı uçtu damadın kafasına denk geldi damat yere yapıştı hasan pardon dedi kaldırdı damat gülüp devam edin dedi
hüseyin zurnaya fazla üfledi başı döndü düştü zurna fırladı gelinin duvağına takıldı duvak uçtu gelin kel çıktı perukmuş herkes kahkahaya boğuldu gelin de güldü peruğu taktı oynayın dedi
mehmet saz çalarken tel koptu parmağına battı kanadı ama durmadı kan damladı saza herkes vay kanıyla çalıyor dedi bonus verdiler
başka düğünde elektrik gitti karanlık oldu üçü durmadı çaldı telefon ışıkları açıldı mumlar getirildi damadın amcası oynarken mumun üstüne bastı pantolonu tutuştu koşa koşa tuvalete gitti söndürdü geldi yine oynadı ateşli düğün dediler
üç kafadar ünlendi instagram açtılar videolar viral oldu davul kırılması zurna uçurması saz kanaması
bir gün ağanın adamı düğünde gördü haber verdi ağa istanbulu bastı sahneye yürüdü ulan siz burda mısınız diye bağırdı tam yumruk atacakken ayağı kaydı yere yapıştı pantolonu yırtıldı kırmızı donu göründü salon kahkahaya boğuldu ağa utancından kalkamadı hasan el uzattı ağam kalk dedi ağa döndü köye gitti bir daha görünmedi
o video internette döndü köyde ağaya saygı kalmadı töre bitti gençler özgür evlendi
üç kafadar şehir şehir gezdi çaldı güldürdü yaşlandı ama durmadı torunlarına anlattı ayşenin kaçışını ağanın kırmızı donunu zulmü nasıl yendiklerini
hikaye bitti ama müzik bitmedi davul vuruyor zurna üflüyor saz çalıyor özgürlük için kahkaha için üç kafadarın ruhu hala yaşıyor
